Telefon Et Vekaletname Göndersin
Ülkemize gittiğimizde en başta gelen sorunların başında ulaşım gelmekte.Şayet uçakla tatile gidilecekse kaygısı aylar önceden başlar.
Araba kiralamanın yanı sıra ,arkadaş ve yakın akrabalar bedeli ödenmek kaydı ile sorunun çözümüne ellerinden geldiğince katkı sağlarlar..
Taraflar iyi niyetlidir sonuçta.
Unutulmaması gereken ,emanet alındıysa araba sahibinin yada vekaletinin mutlaka birlikte taşınması gerektiğidir.
Eğer bu mümkün değilse en azından rütbeli.rütbesiz bir emniyet görevlisini tanıyor olmanız gerekir ki sonrasında karşılaşılabilecek sorunlarda yardımcı olabilsin.
....
Gün ne kadarda güzel başlamıştı ‘’O’’ nun için.Yıllar sonra bile olsa Vatani vazifesini yerine getimenin verdiği mutluluk,her zamanki dönüş hüznünü bastırıyordu.
Dönüş için tüm hazırlıklar bitmiş olmasına rağmen ,ufak tefek siparişlerin alına bilmesi için çarşıya inmesi gerekiyordu.
Bindi emanet arabasına, indi çarşıya.
Günün ilk saatlerinde tenha idi il merkezi.
Pek alışık olunmamasına rağmen ,’’Hasan Baba Çarşısı’’karşısı tamamen boştu.Bir tuaflık hisetmişti etmesine de arabasını hemen kenara çekip park etti.
Daha önceden alınanlar paket yaptırıldı,ikram edilen çayını içip hesabını ödeyerek çıktı dışarı.
Biraz önce de her taraf tenha idi.
Fakat bu kez tenhalık bir farklı gelmişti kahramanımıza.
Gözlerine inanamadı.
Araba ile gelip gelmediği konusunda da şüpheye düşmedi değil hani.
Araba ,park edilindiğine inanılan yerde yoktu!
Bir anda çalındımı ki endişesine kapıldı.
Yakındaki esnaflardan ‘’çekildi’’sözünü duyunca bir anda sevindi.
Neden sevinmesin ki?
Yapılan hatanın bedelini ödeyerek, emanetine tekrar kavuşacaktı.
Arabanın polis eşliğinde cekici ile Kızpınar da ki noktaya götürüleceği söylenmişti.
‘’O’’ da bir taksi ile ardın sıra oraya ulaştı.
Cezanın ödenebilmesi çin arabanın kağıtlarna gerek vardı.
Alındı ruhsat ve ehliyet, aynı taksi ile Emniyet Müdürlüğü ‘ne gidildi
Kahramanımız gibi,arabasını yanlış yere park etmiş ,cezasını ödemek için bekleyenler kuyruk oluçturmuştu.
‘’O’’ da sıradaki yerini aldı.
Evrakları hazırladı,12,5 Milyon Türk Lirası’nı elinde tutuyordu.
Aklın sıra cezasını ödeyip gidecekti!
Varmı öyle alıpta kaçmak?
‘’O’’, öyle düşünürken polis farketmiş olacaki,mahkemelertdeki mübaşirler gibi sandalye den kalkıp;“Hüseyin ...“ diye seslendi.
Sırasını bekleyen davalı gibi birden yerinden fırlayıp,polise yaklaştığında;
„Araba senin mi?“ diye sordu memur.
--Ben alacağım
’’Hüseyin … kim’’?
-Arkadaşım.Araba benim garajda kalmakta ve birlikte kullanmaktayız.
„Sen demek arkadaşısın!“
-Evet arkadaşım.
“İyi güzelde ,arabayı sen alamazsın.Hüseyin … kendisi gelecek!“
--Mümkün değil.Kendisi burada değilki.
„Nerede?“
--Almanya’da.
„Ooo..senin işin zor birader.Bak aklıma geldi ; o zaman telefon et,sana vekaletname göndersin !“
--Olur olmasına da zamanımız kısıtlı.Benim pek vaktim yok.Eğer mümkünse bir kolaylık sağlayamazmısınız?
Sigarasını tazeledi ve kahramanımıza doğru üfleyerek;
„O senin sorunun,yapacağım kolaylik, Hüseyin … gelinceye kadar arabayı güvencede tutarız.Park yerinde bekler .Hiç endişeniz olmasın.!“
En azında böylesi hayal gücüne teşekür edip,beklemenin zaman kaybından başka bir işe yaramayacağını anladı.
Arabanın kağıtlarını geri alıp ayrıldı.
Danışmada en azından bir amirle görüşmek istediğini,durumunu izah ederse yardım göreceğimi tahmin etti.
Amirin görevde olduğu,geleceği söylendi.Danışmadaki memur da can sıkıntısından olsa gerek;
’bir şeymi var birader ?“ diye sordu.
Ona da hikayenin özetini anlatmak zorunda kaldı.
‘’Sen de durup dururken emenet arabaya niye binersin.Bak garajında varmış alsana kendine bir araba! Her izine geldiğinde kullanırsın.’’
Bu parlak fikrine ve önerilerine teşekür edip,Emniyet Müdürlüğü’n den ayrıldı.
Bir taksiye binip evine doğru yöneldi.Taksi şöförü bitkinliğini fark etmiş olacak ki,
’’hayırdır birader’’ dedi. ’O’’ da hayır, hayır bir şey yok deyip bilmem kaçıncı kez hikayeyi ona da anlattı.
Sağ olsun şöför, en azından teselli ederek,’’,tanıdık bir polis memuru varsa ,arabayı da senin kulandığını söylerse sorun çıkmaz,alabilirsin.’’önerisine sıcak baktı.
Peki kimi bulacaktı?
Anadolu’nun bir yerleşim merkezinde agabeyi Emniyet Müdürü olmasına rağmen,oturduğu kentte tanıdk bir polis yoktu!
Ne yapabilirdi?
Arabanın sahibinin yeğenlerinin dükkanına gitti;babasına durumu izah ettikten sonra ,“takma kafana ,sen bana ver arabanını kığıtlarını işine bak, hallederim’’ sözünü aldıktan sonra
denileni yaptı.
Ceza bedelini verip,teşekür ederek onlardan ayrıllırken ,arabıyı aldıklarında mutlaka kendisinin haberdar edilmesi ricasında bulundu.
Eve geldiğinde merak içinde bekleniyordu.
Başından geçenleri anne ve babsına dahi anlatmamıştı!
Akrabalarından biri ile İzmir’e doğru yol alırken;Gökhan telefon etti;“abi arabayı aldık,bilgin olsun“ demesi kendisini bir kez daha sevindirdi.
Sevinç ve hüzünün iç içe karıştığı bu anısını dost sohbetlerinde sürekli anlatır oldu.