| | | Orada bir köy var uzakta ... ''Orda bir köy var uzakta,O Köy bizim öyümüzdür.Gezmesek te,tozmasak da,o köy bizim köyümüzdür.“ le başlar; Ahmet Kutsi Tecer’in dizeleri.Aynı güzellikte sürüp gider. Orda ki köy,ne uzakta,ne yakında.İnsanın ta içindedir,doğup büyüdüğü yer..
Haritalar da bile yer verilmez bazılarına!
Sonrasında, kendin çizersin haritayı.İnadına yerleştirirsin köyün bulunduğu noktayı ,Dünya’nın merkezimiycesine. Tüm bunlara rağmen,zor değil aslında Akçakertil Köyü’ne,benim köye ulaşmak.Balıkesir-Kepsut derken;kıvrıla,kıvrıla çıkılır dağ yolları,toz bulutu arasında.Ulaşılır Akçakertil’e.Yaslanmış Yeren Dağı’nın eteğine ,suyu yokmuş yolu yokmuş aldırmaz,dert etmez kendine. Merhaba diyerekten,günde kaç kez uzaktan el sallayıp selamlar trenle Ankara’ya gidenleri?
Arada bir makinistler alırlar selamını.Siren sesleri,tünellere girerken bir uyarımıdır, yoksa uzaktaki köyün yalnızlığının paylaşılmasının sembolümüdür bilinmez.
Sadece makinist amcalar yapardı bunu.
Diğerleri..?Giderlerken de,ulaştıklarında da fark etmezler, kendilerine küçük köyün el salladığını…
Bir kaç yıl önce olsa gerek ,selam göndermiştim bir dostumla.
İzin dönüşü sordum, uğradın mı bizim köye diye.
’’Evet olmuştu yanıtı.Yarım saat bekledim köy meydanında.Bırak bir insanı, selamını bırakacak tavuğa bile rastlamadım.“demişti dostum. Köy içinden geçerken;benden selam söyle gördüklerine den oluşan emaneti aynen geriye getirmişti! Olur ya;durur sizde birine selam verip yolunuza devam etmek ister de kimseleri göremezseniz,şaşırmayın bu sessizliğe. Kendi halinde düşünür,terk edilmişliğine. İşte,ben de böylesi bir köye,uzaktan,uzaktan gurbet elden özlem duyarım.
Methiyeler düzdüğüme bakıp,büyük bir yerleşim birimi olarak algılamayın köyümü lütfen...
Anadolu’daki binlerce köyün benzeri.Balıkesir‘e ve Almanya“ya verdiği göçün etkisi ile olsa gerek,köyde o turanların sayısı oldukça azdır!
Kaymakamlığın verdiği rakamlara göre ,son yapılan sayımda 163 kişinin oturduğu tesbit edilmiş Akçakertil Köyü’n de..
Tahmin ediyorum bunların da büyük bir çoğunluğu,muhtarlık seçimlerinde oy kullanabilmek ,kullandırılmak için kendilerini saydırmış yada saydırılmış olmalılar!
Sürekli göç vemektedir vemesine de,köydeki malvarlıkları genellikle korunur.Herkesin vardır kalacak bir evi,üç beş dönüm arazisi.
Kalınmasa da,yılda bir kez bile uğranılsa;tarla,bağ ve bahçeye kimi hayvanını otlatırken sahiplenir,kimi tarlamı sürüyorum diyerek,sınırlar yerinden oynatılıp zamanla küçülüp yok olup gitmezlerse yaşayacaklar bizimle birlikte.. Ne de olsa,’Baba toprağı’.
Hala,rahmetle anarım dedelerimi,atalarımı.
Aynı zamanda da sorgularım.
Nasıl buldular burayı diye.Çok aramış olmamalılar!?
Köyün bulunduğu yere yerleşmekle ne amaçladılarını sürekli merak etmişimdir.
Düşünür,düşünür,bir türlü yanıt bulamam...
Hayvanları ile geçerken,çok yorgun düşmüş olmalılar ki,kurmuşlar çadırı; kuruş o kuruş.
Kendileri çadırda,hayvanlar Yeren Dağı‘nın yamacında.
Gel keyfim gel....
Ne ‘’Yörük Keyfi’’ varmış;sizde de, be dede..
Ben de özlemiyorum değilim hani..Bir çadır alıp gidip kursam Boztepe’ye!
Işıl ışıl uzaktan seyretsem Balıkesir’i.
Oldu olacak, 50-60 hayvandan oluşan birde sürü!
Bunlara bakabilirmiyim ayrı konu!
Ne demişti bir keresinde eski muhtar?
Almanya’ya geldiginde,neye dayanarak söylemiş olabilir bilemem ama;
“Köyde 20 Keçiye çoban bile yapmam ben seni!“buyurmuştu!
Vardı demek bir bildiği!
Belkide çobanlığa layık görmemişti! Kim bilir ! Köyün en büyük mülki amiri. İtiraz edilir mi? O bilmeyecekte,ben mi bileceğim köylünün durumunu?
Sadece,hayvancılık konusunda,temel bilginin var olduğunu hatırlatmak isterim. Keçimiz,oğlağımız yoktu ama,70-80 koyundan oluşan sürünün içinde büyüdüm ...
Övünmek gibi olmasın, bu sürünün sorumluluğu sürekli değilse bile,arada bir bana verilirdi...
Hele,baharla birlikte kuzuların otlatılması tümden benden sorulurdu... Kepeneği üstlenip,hafiften yağan yağmur altında koyun otlatmayı severim. Bende bunlari özlüyorum .
Kendi adıma,çocuklarım adına özlüyorum.
Doğayı tanımayan,civciv gördüklerinde horoz diyen,kediden köpekten korkmayan, oğlağın,tayın hangi hayvanların yavrusu olduğunu yaşayarak öğrenmeleri için istiyorum.
Hoplayıp zıplayan kuzularla birlikte koşturup,düşe kalka, yaşasınlar hayatı,tanısınlar doğayı diyorum.. .... Yine bir bahar geldi…
Ahh babam ahh..!!
Ben, ne çok şey istiyorum…
|