Akcakertil
Muhtarlık
Bir köy var uzakta
misafir odasi
Forum
Fotoalbum
resimler 09
Resimler2010
Etkinlikler
resimler
Diashow
Annelerimiz
Babalarimiz
Biz Bize
Hatip Ebem
Nasrettin Hoca Akcak
benim babam
Elvan'in öyküsü
Annem
Bremerhaven
Kuvai-ye milliye
Sarikiz
Askeriyim
Ucpinarli Ali
Vekalet göndersin
Alkol kontrolü
Fahrettin Kocabas
Muhterem Kurt
Hüseyin Coban
Ergün Ergül
Kepsut
Önemli Siteler
Canakkale gezisi
Mezarlik
Balikesirli olmak
ankaradan amcam...

 

 

 

 

 Nasrettin Hoca Akçakertil’de

 

 Günlerden bir gün Nasretin Hoca eşiyle Balıkesir den trene binerek memleketi Akşehir’e gitmek istemiş.

Hoca ve eşi trene binmişler.Buharla çalışan kara tren,çuf,cuf ,cuff çeklinde sesler çıkararak istasyondan ayrılmış.Küçük istasyonlarda durduğunda köylüler trenden  inerler,binerlermiş..

 Tren yavaş yavaş yol alırken hoca ve karısı ovadaki mısır,bostan ve pamuk tarlalarını,çalışanları seyrede,seyrede güzel bir yolculuk yaparlar.  

Taki Al Kayalar’a gelinceye  kadar.

Kayaların ortasında ,tünellerin içinde olanlar olur!

Ardı sıra dizilen  tünellerden geçerken tren arızalanıp,durur.

Tamiri uzun sürünce hoca ve karısı etrafı gezerler.

Kuşlar cıvıl cıvıl ötüyor,her taraf renkli,renkli çiçeklerle kaplı yemyeşildir.

Buralar,hoca’nın çok hoşuna gider.

Bulundukları yerden başlarını kaldırıp baktıklarında uzun uzun çam ağaçları ve meşe ormanın dan başka ta yukarılarda ,dağın doruğunda bir köy gözükmektedir.

Eşine buraları doyasıya gezmeyi,gecelemeyi teklif eder.Hoca’nın karısı buna cok sevinir

Hoca ve eşi tren yolunun üstünde durmuşlar nereye gideceklerini dereyi nasıl gececeklerini düşünürlerken bir köprü görürler..

Hava çok sıcaktir.

Kendilerine önce gölge bir yer aramışlar.Oturup elele tutuşarak güzel manzarayı seyredip,mis gibi havayı tenefüs ederler.

Hoca karısına;’buralarda yaşayanlar ne kadar şanslı değil mi?’ diye sorar..

Karısıda;’haklısın hocam,köylüler ne güzel tabiata sahip çıkmış.. inşallah bu ormanlar gün gelip yakılmaz,bizim oralar gibi ağaçsız kalmaz..

İnşallah hep böyle yeşil durur’diye mırıldanmış.

Hoca birden;’hatun,kendi kendine konuşma.Bu kadar mola yeter’deyip ayağa kalkar.

Karısını da kaldırır.Yavaş, yavaş ardı sıra yürüyüp dere kenarına ulaşırlar.

Dağlardan gelen sular azaldigindan derenin suyuda az akmaktadır..

Dere içindeki sularda koşuşan balıklaları seyrederler.ve balık tutan balıkçıları görürler.

Hoca ;’Kolay gelsin balıkçı oğullar’’ diye selamlar.

Balıkçılar ile konuşup sohbet ederler..

Balıkçılar misafirlere aç olup olmadıklarını sormayı ihmal etmezler..

Hoca’da ;’Bizim karnımız çok aç.

Balıklar nasıl lezetli mi?diye sorar,kızartırlarsa  sevineceklerini söyler.

Tamam” demiş balıkçılardan biri.

Balıkların yanına biber pörtüleyip küçük,küçük tarla domateslerinden ve sağan kesivermiş.

Hoca ve eşi yer sofrasına oturup,hem karınlarını doyurmuşlar hem de sohbet etmişler.

Yemekten sonra ,Nasrettin Hoca teşekür edip ayrılmak istesede;Olurmu demiş cigarasını içen diğer balıkçı;

’Burada kavun da var.Kendi tarlamızdan sabahleyin kopardık.Onu keseyim,hep birlikte yiyelim.’

Ondan sonra bakarız...

Kavunumuzu yedirmeden salmayız.diye eklemiş diğer balıkçı.

Sormuş:’nereye gitmek istiyorsunuz ?

Sizi, bizim köye götürelim mi?

-Sizin köy?

-Hangi köy?

diye sormuş Hoca.

‘’Akcakertil Köyü . “,diye cevaplamış Hoca’yı balıkçı.                       

Balıkcıların  iki tane atı varmış.

Atlara beraberlerinde getirdikleri erzakları heybeye doldurmuşlar ve sertmelerini yükleyip,

birine Hoca`yı diğerine ise Hoca´nın eşini bindirmişler .

Balıkçılar önde atlar arkada  yola düşmüşler.

Ormanların içinden dereleri,tepeleri  aşarak köye ulaşmışlar.

Köye vardıklarında balıkcı, Hoca´yı ve eşini köy girişinde ‘Hatip Nine’ görmüş.

‘’Oğul yabancılar da kim? ‘’diye sormuş.

-Köyümüze misafir olarak gelen yabancılar namı değer Nasrettin Hoca ve karısı.

Onlara kalacak yer arıyorum istersen sende kalabilirler nine .

‘Hatıp Nine’misafiri ağırlamayı severmiş,sevinmiş.

Misafirleri evine buyur etmiş.

O akşam yemişler içmişler sohbet etmişler.Hoca ve karısı yorgun olduklarından Hatıp Nine’nin hazırladığı odaya geçip yatarlar.

Gece geçmiş,gün doğmuş yeni bir gün başlamıştir.Nine sabah erkenden kalkarmış ve güzel bir kahvaltı hazırlamış. Hoca´yı ve karısını beklemeye başlamış.

Geç vakit olmuş ne gelen var ne giden..

Ha şimdi kalkarlar,ha şimdi kalkarlar diye beklemiş durmuş..

Fazla beklememek için yattıkları  odanın kapısını çalmış,hiç kimse ses vermemiş!

Nine dışarı çıkıp zaman geçireyim diye düşünürken gördüklerine inanamamış..

Aman Allahım!

Pencereye bir merdiven dayanmış!

Odanın penceresi kapalıymış.

Merdivenin basamaklarını tırmanarak camdan içeri bakmış.

Hoca ve eşi yataklarında yokmuş.

Yataklarını güzelce toplayıp üzerini de çarşafla örtmüşler.

Hatıp Nine nerede olabilirlerler diye çok düşünür.

Her tarafa bakmıştir. Onları göremeyince,bulamayınca çok üzülür.

Bir ara kaçmış olabilecekleri aklına gelir.

Ama niye kaçacaklar ki diye de sorar kendi kendine..

Düşünürken ‘Günaydın ebe’ sesiyle irkilir.

Ebesinin ellerini tutan torunlarından ibrahim;”ne oldikine?’diye sormuş..

Hatıp nine;’evlat misafirlerim yok!”

Sabahleyin kalkıp gitmişler.Ne güzel sofra hazırladım.Onları arıyorum..

Gördün mü?

-Eee canım ebem benim, niye kaçsın ki misafirlerin?

Göremeyince oğlum,aklıma başka birşey gelmedi

-Sabahleyin avluda oturuyorlarmış,bizi gezdir dediler..Ben de onları Boyalıklara götürdüm.Birlikte tarlaları gezdik.Şimdi kızılcık topluyorlar.Birazdan gelecekler.

Be güzel yavrum niye haber etmedin?Kalkar birlikte gelirdim.

-Uyuyordun!

Onlar gelinceye kadar ben de tavukları yemleyeyim.Öteyaka’dan domates toplayayım.Sende çeşmeden su getir.ineği sula.Köpeğimizin yalını ver.

Sonrada eşeği damdan çıkar ,bahçeye bağla önüne ot atmayı da unutma...

Nisan 1998

 

Not:Yukarıdaki yazıyı 12 sene önce karalamıştım.Bir şekilde dosyalamış duruyordu.

Hatıp Ebem konu edilince aklıma düştü.Tekrar ele almak,paylaşmak istedim...

Yazıyı, o günler çocuklarıma belki okuma alışkanlığı kazandırmaya katkı sağlar diye derlemiştim..

Yazdıklarımızı birlikte okurduk.sonra anlatırdık..

İşe yaradımı diye sorulacak olursa ,rahatlıkla evet diyebilirim.

Yanılmıyorsam o sene köye çıktığımızda olsa gerek,kızlarım;’

Nasrettin Hoca’nın trenden indiği yerleri görmek istiyoruz demesinler mi?

Zor durumda kalmıştım..

Hikaye gerçek mi olcek ne?

Sonrasında sağ olsun Celal imdadıma yetişti..

Gidelim,hem balık tutarız ,hem gezeriz.?

Celal cocuklar küçük filan desemde nafile..

Zeliha,Sinem oldukça küçük..Güzel bir gün geçirmiştik o gün..

Balığın suda yaşadığını gördüler,dikenler arasında zifir karanlık bile olsa yol katettik..

Sırf bu nedenle bile olsa Celal’a tekrar teşekür etmek gerekiyor....

Düşe kalka olay mahalini gezdirdik..Geçen trenleri durdurmak istedik,durduramadık. ,dinlemediler bizi..

Bizede arkalarından el sallamak düştü..

Dursalar idi bir hoca daha inermiydi?

Köyümüzde konaklayacak yer bulurmuyduk?

Bilmiyorum...

Her şey sahte..

Trenler bozulmuyor,trenlerde durmuyor artık!

 

 

to Top of Page

Akcakertil Köylüleri'nin bulusma noktasi | iletisim@akcakertil.com