Akcakertil
Köyümüz
Köyümüz ve tarihi
Örf ve adetlerimiz
Okulumuz
Köylülerimiz
Yörükmü manav Köyümü
Muhtarlık
Bir köy var uzakta
misafir odasi
Forum
Fotoalbum
resimler 09
Resimler2010
Etkinlikler
resimler
Diashow
Annelerimiz
Babalarimiz
Biz Bize
Fahrettin Kocabas
Muhterem Kurt
Hüseyin Coban
Ergün Ergül
Kepsut
Önemli Siteler
Canakkale gezisi
Mezarlik
Balikesirli olmak
ankaradan amcam...

 

 

         

                    KERTİL'E   HOŞGELDİNİZ        

 

  

 

 

 

Öğretmenimi görünce çok sevindim...  

 

Ankara’da başlayan gezimiz dolu dolu geçti.Bozüyük te abimi ziyaret etmiştik..Kafilemizde yer alan derneğimiz üyelerinden İbrahim ve Müşerref Güngör çifti Orhanlı Köyü’n den..Belki hemen diyeceksiniz,’Haa.. Bizim Nazım öğretmenin köyünden mi?’...Bende öyle biliyordum.. Yıllardır Müşerref hanıma takılıp;’bir beni öğretmenime götürmüyorsunuz’diyordum..

Sağ olsunlar, selam getirip götürüyorlardı...Bu gezi de Ankara dan itibaren ne sürprizlerimiz var,ne sürprizlerimiz deyince bulmacayı çözdüm!Uzatmayayım.. Asya termal Oteli’ne davet etmişler öğretmenimizi...Çok sevindim...

Nazım öğretmenimin,Ercüment öğretmenimin haklarını nasıl öderim?Bayramlarda telefon edip bayramlaşmak yeterli mi?Kuşkusuz değil..Kişiliğimin gelişmesinde anne ve babamın ne kadar emeği varsa öğretmenlerimin de emeği olduğunu hep söylerim.Nazım Öğretmenimi görünce çok sevindim.Sohbet edip hasret giderdik.

Mikrofonu kapıp öğretmenimi sahneye aldım.Taktim ettim..O da Akçakertil’i,Akçakertillileri  ne kadar çok sevdiğini ifade etti.Benim ne kadar tenbel bir öğrenci olduğumdan söz etti!Anlayacağınız duygulu anlar yaşandı... Ben öğretmenimle,sağ olsun o da benimle gurur duyduğunu sesli olarak haykırdı...Gurur duyulacak yanım yok ama,öğretmenimdir ,bana 29 harfi,okumayı yazmayı öğretti...Vardır bir bildiği...Bu resimleride paylaşmak istedim..

 

-------------------------------------------- 

Ankara’dan amcam geldi 

 

 

 

Almanya Balıkesirliler Derneği olarak her sene olduğu gibi bu senede Türkiye gezisi düzenledik.Bu kez farklı olan gezi güzergahına Ankara ve Eskişehir‘i de dahil etmiştik.Anıtkabiri ziyaret etmek bizim için oldukça önemliydi.Eskişehir çok modern bir şehir olduğunu duyuyordum ama, gezememiştim...Odunpazarı Evlerinden,Porsuk Çayı’nın insanların hizmetine sunulmasını taktirle karşılamamak elde değil..

Aylar öncesinden planladik, madem Eskişehir’e uğrayacağız Bozüyük te abime de uğrayıp çayını içmek,elini öpmek şart oldu..54 Kişi ile abime misafir olduk. Abimler,Dernek üyelerini kucaklayıp,ikramlarda bulundu...Mesut"un Ankaradan abim geldi türküsünden esinlenmiş olacak ;Ankaradan Amcam geldi sevincini gözlerinden okumak mümkündü...O gün Amcam gelecek diye izin bile almış. Ayrılmak kolay olmadı elbette--.Yolumuz uzaktı..Abimde bunu bildiğinden iznini alıp vedalaştık.. Buradan Almanya Balıkesirliler Derneği’nin teşekürlerini iletmem istendi..’’elçiye zeval olmaz’derler ya....

resimler icin tiklayiniz lütfen...

 

 

 

  

Reklinghausen’e gelince köylülerimiz ziyaretime geldiler.Onlar Almanya ya ilkgelenlerdendi..’Ben sizin gibi burada kalmayacağım.İki sene sonra döneceğim.İki sene çalışayım yeter bana.’ Dedim. 

 biri hemen araya girip;’şakir sen iki sene çalış bakalım.şu kapının arkasındaki kazma sapını görüyormusun,sırtında kırsalar gene gitmezsin..! ‘demişti de gülüp geçmiş,göreceksiniz demiştim.

...

Şakir Dayı'nın ,sizlerinde bildiği gibi Hakkı gillerin Şakir'in Almanya öyküsü için lütfen tıklayınız...

 

 Hüseyin Çoban'ın ilk yazısı mesleği ile ilgili..İlgi ile okuyacağınızı umduğum bir yazı.. 

 

 Nasıl İzci Olunur

Sportif malzemeler satan dükkânlardan daha çok, sanat ve el becerileri malzemeleri satan dükkânlarda vakit geçirmeye başladığında…ir gün lazım olur diyerek hiçbir şeyden vazgeçemediğinde, eski püskü her şeyi biriktirmeye başladığında…Yazının devamı için lütfen tıklayınız...

 

 

 

 

EL KAPILARI VATAN OLDU

  

Almanya‘da  göçün 50.yılı kutlanmakta.

Ekim 1961’de Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında "Türk İşgücü Anlaşması" imzalanması ile ilk resmi işgücü göçü başlamıştı.

Almanya denildiğinde;zenginlik,lüks yaşam,'Madeni Germany' damgasını taşıyan elektronik eşyalar,farklı modellerde arabalar Anadolu insanının hayellerini süslemişti yıllar boyu…

Bu resimin beyinlerde yer edinmesinin nedeni ne olabilirdi? Köylerde,kasabalarda ve hatta şehirlerde Almanya‘ya gidenlerin ,izinli olarak geldiklerinde ki tutum ve davranışları, yaşam biçimleri hatta abartılı anlatıları olabilir mi ?

Bilmiyorum. 

Bildiğim,sorulmaz sorgulanmazdı kimi zaman, bu farklı görülen yaşamın gizemi nereden kaynaklandığı.

Abartılı anlatılan yaşam öyküleri,Almanya nın mutlaka gidilmesi ,görülmesi gereken Dünya üzerinde bir cennet olarak algılanmıştı yıllarca.

Nasıl bir cennetse; hasret dolu türküler söylendi,ağıtlar yakıldı.

 “Almanya acı vatan adamayın gülmeyi’benzeri acıklı türküler..

Buna rağmen 60 yılların ikinci yarısından itibaren Almanya‘ya gitme sevdası sarmıştı bir çok insanı.

Uğruna neler feda edilmiyordu ki.?

Yıllarca yaşanılan vatan,anne baba sevgililer terk edildi.

İlk yıllar gizemli bir zaman dilimi olarak bilinmekte.

Bu zaman diliminde hayatlarının en zor dönemlerini yaşadılar.Geldikleri ülkenin diline,kültürüne yabancı idiler.

Belki de ilk kez gurbete çıkıp;anneden, babadan,yardan kimbilir kundaktaki bebeklerinden ayrı düşmüşlerdi.

Geride kalanlara ise hasret türküleri söylemek kaldı..

Almanya acı vatan

Adama hiç gülmeyi

Nedendir bilinmez

Bazıları gelmeyi

...

şeklinde... 

Türkü sözlerindeki gibi Almanya’nın acı vatan olabileceğini kuşkusuz bilmiyorlardı. Gülmek,mutlu olmak için yeni arayışların içine girmişler,yollara düşmüşlerdi.

 

Neden dönmedikleri aslında biliniyordu.Hepsinin hayalleri vardı.Sırf bu hayaller yüzünden çocuklardan,eşten sevdiklerinden ayrı düşüldü.Paralar yollandı, işe yaramadı!

Sevdanın,hasretin yerini tutamadı gönderilen paralar.

El kapıları vatan oldu..

Türkiye’de "Alamancı”, Almanlar tarafından önce “Gastarbeiter” daha sonra “Auslaender” (yabancı) ve şu anda da “Mitbürger” (hemşehri) denilen Türk işçilerin sorunları,nesil-nesil değişsede hep var oldu.

Gün geldi Almanca problem oldu,gün geldi çocukların eğitimi..

 Gün geldi politikacıların dillerinden düşürmedikleri uyum denilen“integration“sorun olarak karşımıza çıktı.

Her iki ülkenin de sorunların cözümünde yetersiz kalışını rahatlıkla söylemek mümkün. Nitekim Almanya tarafı ,biz iş gücü bekliyorduk insanlar geldi“diyerek ne kadar ihmalkar davrandıklarını bir şekilde ifade edebilmekteler.

Gelinen ülke olarak Türkiye penceresinden bakılacak olursa hala bir arpa boyu yol alınmış sayılmaz.İlk yıllar „saldım çayıra,mevlam kayıra“ denilmiş,birer „döviz yumurtlayan tavuk“olarak görülmüş,ailelerin ve çocukların sorunları sürekli gözardı edilip,ertelenmiş!?

Niye,niçin? soruları sürekli sorulmuş sorulmasına da muhatap bulamamış.

50 Yıldır aynı şarkı..

Birinci kuşağın sorunları kendieri ile birlikte yok olup gitmiyor ki!

Bu sorunları, kendi aramızda zaman zaman konuşuyor,tartışıyoruz..

Son iki haftadır ardı sıra başbakanı ve anamuhalefet lideri ziyaretlerde bulundular…

Söylediklerine kendileride inanıyorlar mı bilemem..Kısır siyasi tartışmaları buralara taşıma yerine cözüm bekleyen yığınla sorunun çözümü bir başka bahara kalmışa benzer.

Yıllardır aynı tartışma,aynı sahipsizlik.

Kimi suçlayacağız,muhatabımız bile yok!

Göçün 50.yılı nedeni ile özellikle Akçakertil Köyü’n den Almanya ya ilk gelenlerle yapılan görüşmeleri paylaşmak isterim önümüzdeki günlerde..

Benimde anlatacaklarım var diyenler katkı sağlayabilirler bu çalışmaya…

Şimdi yıllarını burada geçirmiş,bir ömür tüketmiş lere bırakalım sözü.Kendilerini yine kendileri anlatsınlar bizlere.

Anlatsınlarki onlarla  birlikte yok olup gitmesin anıları.

Yıllarca vatan hasreti ile yandı yürekleri. Bu ateşi yüreğinde Hissedenlerin önünde saygı ile eğiliyorum...

 

Not:İlk yazımız için önümüzdeki hafta Akçakertil Köyü’n den Şakir Karaduman ‚ın misafiri olacağız..

Şakir dayı;‘‘Demirden bir arabam olsun..‘‘ diye düşmüş yollara… 

 

 xxxxxxx

 

 

 

 

    bir süre önce hatıp ebemin resmi geçti elime..son babalar gününde köyümüzün sayfasına hatıp dede’min resmini eklemiş,birşeyler karalamıştım…bunu gören amcam bir hayli duygulanmış olsa gerek,telefon edip;’oğlum ebenin resmini de yanına koysaydın ya?’şeklinde istekte bulundu..

devam...

 

 

 

günlerden bir gün nasretin hoca eşiyle balıkesir den trene binerek memleketi akşehir’e gitmek istemiş.

hoca ve eşi trene binmişler.buharla çalışan kara tren,çuf,cuf ,cuff çeklinde sesler çıkararak istasyondan ayrılmış.küçük istasyonlarda durduğunda köylüler trenden  inerler,binerlermiş..devam

  

 

 

 

 

son izinde tatil için yeteri kadar vakit vardı aslında..istanbul'da akçakertilli görme imkanı yok.onun için üç gün kaldım.sultanahmette namaz kıldım.dolmabahçeyi ziyaret ettim.bogazda rakı içtim.eyüp' uğrayıp pierre lotti tepesi'n den haliç'i seyretmek ne güzel allahım.alemin yabancısı  gelip burada boşuna  şair olmuyormuş.o güzelliğin içinde ben bile birşeyler yazarım.. ama nerde..bırak yazmayı okumasını bile beceremiyoruz!ardından ayvalık'a gittim.ayvalık ta tatili yarıda kesip balıkesir'e düğüne geldim.başta abim olmak üzere bir çok kişi için sürpriz oldu.ismail hakkı sevindi..amacımız da o idi zaten..kızımızı bu mutlu gününde yalnız bırakmamak gerekiyordu..gördüğümden izin alarak resimler çektim..tıkladığınızda kuşkusuz tanıdık simalara rastlayacaksınız..tatilde resm çeken varsa ,bunlarıda bizlerle paylaşmak istenirse gönderebilirsiniz.tiklayiniz...

 

Yıllardır gerçekleştirmek istediğim düşünceyi

 nedendir bilinmez sürekli erteledim!

İskele Köyü'nden Yücek Keskin'in çalışması

 bana cesaret verdi.Mezarlığa girip atalarımızı

 ziyaret edip dualarımızı yapıp kapıyı kapatıp geliyoruz..Mezarlığın bir ucundakilere malesef uğranılmıyor!Ben bile en son 1980 yıllarında eski yoldan geldiğimi hatırlıyorum.Aldım makinamı,daldım mezarlığa..

 Korkmadım  değil hani.Önce Hatıp Dedemi,Serfani Halayı,Meryem Ninemi,Ramazan Dedemi ziyaret ettim.

Başta akrabalarım olmak üzere

mezarlıktaki köylülerimizin ruhları için dualar okudum..Eğer birileri ön ayak olur mezarlık temizlenirse her halde atalarımıza

verdiğimiz değer ortaya çıkar..

Başta muhtar olmak üzere bir kaç

kişiye aktardım.Herhalde duyan olmuştur..Sizleri kendinizle başbaşa bırakıyorum..Dualarınızı eksik etmeyin lütfen..TIKLAYINIZ 

 

 

 

 

 

 

İşte o sene,ben 36 yaşındaydım.(yazı ile Otuzaltı) Pazar günü köye çıkmıştım.Kendi becerimle tarlalardan,ormandan topladığım çiçeklerle bir buket yapıp ve kiraz salkımları ile süsleyip,balıkesir’e indiğim de  babalar gönünü kutlamıştım babamın ilk kez!

Lütfen devami icin tiklayiniz

 

''Babam avdan gelir karnı aç evde yiyecek ne yok, yoksulluk yılları. O anda dolapları karıştırır ve bir yumurta bulup pişirir, Sofraya koyup yemek ister, Bu arada Mehmet ve İrfan abim de açlardır, onlarda sofraya otururlar ve başlarlar yemeğe.

Lütfen devami icin tiklayiniz...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  Daha önce de dile getirmiştim;yaklaşık 100 resimde bir o kadar baba ismi kayıtlarımda diye..Bunların bır kısmı hayatta,bazıları ise aramızdan ayrılmış durumda.Herkesin 'Babalar Günü'nü kutluyorum.Babaları hayatta olanlar bilsinlerki en büyük değere sahipler..Kıymetini bilmelerini öneririm.Sabahleyin kalktığınızda eğer ona sarmıyor,aynı havayı tenefüs etmiyorsanız çok önemli bir fırsatı kaçırıyorsunuz demektir.Yok zararı,sizin hiç bir şeye aklınız ermesin.Çünkü o var başınızda.

O, sizin adınıza da kafa yorsun...

Büyümek için çaba sarf etmeyin boşuna..Hayatta olduğu sürece gözünde çocuksunuz.

Fikir danışacak birini aradığınızda,baba diye seslendiğinizde ses gelmiyorsa sizde büyümüşsünüz demektir...İşiniz çok zor..

Artık size danışacaklardır her şeyi..Bir baba olarak artık siz çok şeyler biliyorsunuzdur...Yanlış yapma lüksünüz yoktur.

Allah kolaylık versin..

....

İzninizle daha öncesi yaptığım ve hatta bizzat konuşup 'Babalar günü'n de babanıza bir mesajınız olsun çağrısına malesef Fahrettin Abi'nin dışında yanıtın gelmemesi düşündürücü..(*)

İki satırla katkı sağlayabilirdiniz.Beklentim demekki büyük olmuş!

Paylaşım sitelerinde  harcanan zamanın bir kısmı Köyümüz adına yaşam mücadelesi veren sayfaya katkı yaparak değerlendirilebilirdi...

Çağrımın amacı da ,katkının 'Babalar Günü'n de bir mesajla başlaması idi..

Demekki üretmek ,kendinden birşey ortaya koymak ,herşeyden önemlisi kendine ait bir şeyi paylaşmak bazıları için çok zor..

Paylaşmak  kadar güzel bir duyguyu niye hayata geciremiyoruz?

 Niye bencilleştik biz?

Niye sirf kendimiz icin yasiyoruz?

Biz Akçakertillilere yakışıyormu ?

Mutlaka bir degerlendirme yapmak gerekiyor..

Şunu anladım ki;paylaşmanın eğitimle de bir ilgisi yok..Konuştuklarımın bir kısmının elinde kocaman kocaman diplomalar var...Bilgileri ile,genel kültürleri ile en azından beni üçe beşe katlarlar...

Ne yazıkki bu farklılıklarını bile ortaya koyamıyorlar...

'Televole Kültürü'ile yetişmenin etkisi varmı acaba?

Kimsenin ismini telefuz etmeyeceğim,endişelenmeğe gerek yok..

Resimlere bakıldığında ben babama neden seslenmedim diye herkes kendini sorgulayacak zaten.

Bir konuda özür diliyorum ,elimde değil;Çok farlı kesimlerden resimler var.

Bir çoğunda da 'Kanbersiz düğün olmaz 'misali ben bulunmaktayım..Kusuruma bakmamanızı rica eder, saygılarımı sunarım.. (İbrahim Ergül)


 

 

GÜÇLÜ İNSAN

Benim için babamdır,bugün babalar günü olduğunu öğrendim.Biraz babam hakkında bilgi vereyim,kendisi babasız büyümüş, küçük yaşta kardeşlerinin babası olmuş.Nedenine girmeyeceğim.Büyükannem babamı zorunlu olarak her yere göndermiş, çevresi geniş insan dır babamın, bizler küçükken Almanya’ya gelmiş, bizlere iyi bir yaşam sağlamak için, bizler kendisini izinden izine tanıma fırsatı bulduk.Biz dört kardeşiz.

Her zaman kendisi benim kurtarıcımdı.Yanımızda olmasa bile o bizim hediye getirenimizdi. Arkadaşlarla konuşurken babam bana neler getirirdi bilemezsiniz. Almanya’dan ne istersem getirirdi,ben nerden bileyim uçakla fazla birşeylerin getirilemeyeceğini.Benim hayalimde ben isterim o getirir, var hep.

Bizlere birileri bir şey dese O insanı biz babamızla korkuturduk “Babam gelecek seni bilmem ne yapacak,, derdik.

Bizlere paylaşmayı öğreten babam,bizler için kendi güzel hayatından vazgeçen babam,bizler için uzun yıllar ayrılık çeken babam…Sen güçlü bir çınar gibisin... Arkamı ne zaman sana yaslasam sanırım ki dünyayı bile fethedebilirim... Çünkü bana hep güç veriyorsun...

Babalar günün kutlu olsun...Muhterem Kurt  

.............................

 

     Asagidaki resmi ve benzerlerini bir kac sene önce cekmistim.uzun süre aramama ragmen bulamayinca üzüldüm.Bulunca sevincime diyecek yoktu..Bunu sizlerle paylasmak istedim...Resimde yer alan Bayram dayi aramizda degil artik ..Allah rahmet eylesin...

 

 

 

    

 

 

 

 

 

  

 
 

 

resimler icin tiklayiniz lütfen...

to Top of Page

Akcakertil Köylüleri'nin bulusma noktasi | iletisim@akcakertil.com