Bebeğini kucaklayamadı...
Gazetelere sıradan bir habermiş gibi, küçük puntolarla girdi Elvan‘ın ölüm haberi.Bir kaç cümleden oluşan haber aslında yavrusunu kucaklayamayan bir annenin trajik hüzünlü öyküsüydü..
Uzun süre iskele’de ikamet eden emekli maden işçisi hemşehrimiz Ramazan ve
Fatma Öksüz’ün kızları,günlük yaşantımızın bir parçası haline gelen “domuz gribi“n den öldüğü bildirilen Elvan‘ın öyküsü bu öykü…
Elvan; sizden,bizden içimizden biri...İskele doğumlu,çocukluğu İskele’de geçen bir madenci çocuğu..
Bir çoğumuzun yakından tanıdığı ,aslen Uşaklı Ramazan ile Akçakertil Köyü’n den Fatma Öksüz’ün kızları..
Onları herkes çok severdi iskele’de.Evleri Karesi Mahallesi’n deki Göbüllü Şuuri dayının evine giderken soldaki evde,eski Sağırlarlı Şaziye ablanın evinde oturmuşlardı yıllarca.
Madenci bir babanın kızı olarak burada Dünya’ya geldi Elvan.
Renk vermişti gözlerini açtığında Öksüz ailesine.Annesinin yoldaşı,sırdaşı abisi Cengiz’in arkadaşı olmuştu..
Madencinin çocuğu okuyamaz diyenlere karşı açmıştı yelkenleri.. Okumak,okumak istiyordu…Annesinin babasının verdiği emekler boşa çıksın istemiyordu.Vatansever olarak ülkesine karşı sorumlulukları olduğunun bilincindeydi.Ülkesinin aydınlık geleceğine ışık tutmak istiyordu.Öğretmen olmak istiyordu.
İlkokul ,Ortaokul ve Liseyi başarılarla geçti.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fizik Öğretmenliği‘ni bölümünü kazanmış,zamanında bitirmişti.
KPSS sınavlarına hazırlanıyordu..Kısa süre sonra eğitimnci olarak yollara düşecekti.. .
1,5 sene önce Çanakkale’de gönlünü kaptırdığı Serdar Demirsöz ile görkemli bir düğünle evlenmiş,mutlu bir evliliği vardı Elvan’ın ..
Kısa bir süre sonra taçlanacak evlilik…
Elvan 8 aylık hamileydi, anneliğe hazırlıyordu kendini...
Doğuma kısa sür kala yüksek ateş,kusma,başağrısı gibi şikayetlerde bulununca,eşi Serdar Demirsöz Çanakkale Devlet Hastanesi’ne kaldırdı.
Hastane de kalan Elvan‘a yapılan tetkiklerde ‘domuz gribi ‘ teşhisi konuldu..
Bu doğrultuda tedavisi yapıldı.Her gün dirinci düşmekteydi..
Vucut direncini artırabilmek için doğuma üç hafta kala sezaryen la anne karnından bebeği alınmıştı...
Buna rağmen her geçen gün kötüye gidiyordu..
Acılı eş Serdar Demirsöz bir erkek çocuk babası olmanın,hemşehrimiz Ramazan ve Fatma Öksüz ilk torun sevincini doyasıya yaşayamadılar.
Anne saramadı bebeğini..Oğlunun ismini dahi veremeden ,öğrenemeden kahrolası virüse direnemedi,yenik düştü...
Doğum gününde sevdikleri acı haberle yıkıldı Elvan‘ın.
Ne diyelim..Taktiri ilahi…Demekten başka ne gelir elimizden..
Başta eşine,annesine,babasına ve abisi olmak üzere tüm yakınlarının başı sağolsun.
Allah rahmet eylesin,toprağı bol,mekan-ı Cennet olsun Elvan‘ımızın..
Zaten Cennetlik bir öykü bu...Elvan‘ın ve henüz adı bile olmayan minik bebeğinin öyküsü...
Gördükce minik bebeği, büyüdüğünde bu hüzünlü öyküyü anımsayacağız..Resimlerde tanıyacak annesini..
Dedesinin soy adı gibi öksüz büyüyecek...Göğsünde ninni söyleyip uyutacak bir annesi olmayacak onun..Anne sıcaklığın eksikliğini hissedecek yaşamı boyunca..
Bayramlarda,anne diye kimin elini öpecek minik bebek?
Canabu Allah uzun ve sağlıklı ömür verirse yarın büyüyecek minik bebek…
Annesi ile yan yana bir resminin olmayişını bile sorgulayacak belki..
Neden,niçin diye sorguladığında dağlar taşlar sarsılacak…Geceleri sessizce ağlayacak…
Domuz gribine,halkın sağlığı ile dalga geçenlere lanetler okuyacak..
Sırça köşklerde oturanları mutlaka sorgulayacak minik bebek..
Medeni ülkelerde,medeni yöneticilerin bir tehlikenin varlığında vatandaşının sağlığı konusunda öncü kararlar aldıklarını öğrenecek.. Bilim adamlarının önerilerini,çağrılarını gölgede bırakan , kafa karıştıran açıklamaların neden yapıldığını sorgulayacak…
Tüm bunları yapsa bile minik bebek annesine kavuşabilecek mi?
Kendini sorumlu hisseden,daha doğrusu sorumluluk isteyen koltuklarda oturanlar biraz olsun vicdan azabı duyacaklar mı dersiniz?
İbrahim Ergül’ün notu:
Elvan Rahmetli dayım Kamil Karaduman’ın torunu olur..
Akrabalarımdan biri;’ Dayımın torunu Elvan hastalanmış
hastahanede de yoğun bakımda imiş. Sekiz aylık bebeğini almışlar.Başını bekliyorlarmış..’şeklinde verdi kötü haberi gecenin bir saatinde
Ne yazacağımı,ne söyleyeceğimi bilemedim.O saatte kimseyide arayamazdım.Sabahı zor ettim.
Sabahleyin Balıkesir’i aradım.Haliyle kimseye ulaşamadım.Sonra Ankara’da abisi var(Cengiz Öksüz) onu denedim telefonlar kapalı..Ardından bir şekilde annesi Fadimeye ulaştım..
Geçmiş olsun dileklerimi ilettim.Bir annenin o anki duygularını anlamaya çalıştım.Uzun bir telefon konuşması sonrası vedalaştık.Sonrasında, bir iki kez daha aradım..Hep ‘Dualarınızı eksik etmeyin.İyiye gidiyor ’demişti..Sevinmiştim...
Taki gazetede;’Domuz gribinden yoğun bakımda tutulan Elvan hayatını kaybetti’.haberini okuyuncaya kadar.
Arabayı yıkatmak için kuyrukta bekliyordum.Kuyruktan çıkıp,sığ bir köşeye çektim arabayı.Gözyaşlarımı tutamamıştım.Eve geldim.Eşimle paylaştım..
Sonra telefon trafiği başladı.Ramazan enişte, Fadime ile konuşup başsağlığı dileklerimizi ilettim.Yaradana ellerimi açıp,’hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın’şeklinde dualar ettim..
Çok zor koşullar altında çalışıp,evlat yetiştirmek ..
Ayaklarının üzerinde durduğunu görüp sevinemeden bu acılar niye?(ie)

Geride annesini koklayamayan bir bebek,bir birine doyamayan bir eş gözyaşları kan olup akan anne ,baba ve kardeşi acıları ile başbaşa bırakıp giden Elvan‘ın öyküsü.